|
İL: TRABZON
AY-YIL:EYLÜL-2010
TARİH: 09/09/2010 (2.HAFTA)
|
|
Aziz Mü'minler!
Bayram günlerinde, büyüklerimizi ziyaret edip, bayramlarını tebrik etmek suretiyle onları memnun etmeli ve dualarını almalıyız. Yakınlarımız, akrabalarımız ve komşularımızla bayramlaşmalıyız. Ebedi âleme göç edenlerimizin kabirlerini ziyaret etmeliyiz. Kur'an ve dua ile onları hatırlamalıyız.
Bilhassa bu günlerde fakir, yetim ve kimsesizleri gözeterek onların da bayram sevincine ortak olmalarını sağlamalıyız. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'in: "Fukarayı arayın, görüp gözetin. Siz ancak, fakirleriniz sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız"(1) hadisi şerifini hatırımızdan çıkarmayalım.
Yine bugünlerde, aramızdaki dargınlıkları giderip, kırgınlıkları ortadan kaldırmalıyız. Kin, haset ve husûmet duygularını atıp yerine sevgi, saygı ve bağışlama duygularını yerleştirmeliyiz. Yalan, gurur, kibir gibi manevî hastalıklardan korunup, İslâm'ın güzel hasletlerinin sahibi olmalıyız. Namazlarımızı ihmal etmeden zamanında kılmaya devam etmeliyiz.
Kardeşlik duygularımızı bayram vesilesiyle daha da canlandırıp, millî birlik ve beraberliğimizi pekiştirelim, sevgiyle mutluluk içinde yaşayalım. Bu güzel duygularla Ramazan Bayramınızı tebrik eder, Bayramın ülkemiz, milletimiz ve İslâm alemi için hayır ve bereketlere vesile olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ederim.
___________________________ 1- Riyazü's-Sâlihin Terc. c. I, sh. 314, h. no. 270.
|
|
RAMAZAN BAYRAMIYLA GELEN SEVGİ VE KARDEŞLİK
Muhterem Mü'minler !
Cenab-ı Allah'a şükürler olsun ki, bir bayram sabahına daha ulaşmış bulunuyoruz. Bir ay boyunca nefsimizle yaptığımız mücadeleyi kazanmanın huzuru ve mutluluğu içindeyiz.
Bugün, mü'minlerin gönüllerinde sevgi ve kardeşlik duygularının pekiştiği müstesna bir bayram günüdür. Ramazan münasebetiyle, camileri dolduran mü'minlerin yüzlerinde sevinç ve neşenin parladığı, ilahi feyizlerin iman dolu kalplerde çağladığı ulvî bir gündür. İnsanı isyana zorlayan ve daima kötülüğü emreden nefis, bir ay boyunca, yapılan mücadele sonunda mağlup edilmiştir. Okunan mukabeleler, kılınan namazlar, verilen zekatlar, sadakalar ve yapılan yardımlarla kalplerden günahların kirleri silinmiş, gözlerden hayrı ve iyiliği görmeye engel olan perdeler kaldırılmıştır. Artık kalpler, Allah ve peygamber sevgisiyle dolmuştur.
Bu bayram, hepimizin, özellikle açlığın ne olduğunu bilen, açların halinden anlayan, duvar diplerinde boynu bükük, kalbi mahzun olarak duran ve edebinden, iffetinden dolayı başkalarına avuç açmayan fakir, yetim ve öksüzleri sevindiren mü'minlerin bayramıdır. Bayramlar bize Yüce Rabbimizin büyük bir nimeti ve ihsanıdır.
Bu bayram, hepimizin, özellikle Ramazan müddetince iftar, sahur, Kur'an, oruç ve teravihle İslâmın güzel ahlâk ve alışkanlıklarıyla hayatını süslendiren, salih amellerle bezeyen mü'minlerin bayramıdır.
|
İL: TRABZON
AY-YIL:EYLÜL-2010
TARİH: 10/09/2010 (2.HAFTA) |
|
Değerli Mü'minler!
Gösteriş, amelleri boşa çıkaran, manevî bir hastalıktır. Yüce Allah bu gerçeği şöyle dile getirmektedir: Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun d/ye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. (Böyleleri iyiliklerinin karşılığını göremezler). Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.(7)
Muhterem Mü'minler!
İbadetlerin ancak, ihlâsla değer kazanacağını ve yapılan her meşru işin, iyi niyetle ibadete dönüşeceğini unutmayalım. Aile hayatımızda, iş çevremizde ve sosyal ilişkilerimizde daima iyi niyetli olmaya ve yaptığımız her işte Allah'ın rızasını gözetmeye gayret edelim.
Hutbemizi bir hadis mealiyle noktalayalım: Allah sizin kalıbınıza ve suretinize değil, kalbinize bakar.(8)
1. Leyl, 18-21.
2. Nesai, Cihad, 24. Ahmet b. Hanbel, IV, 126.
3. eş-Şuarâ, 26/109, 127, 145, 164, 180.
4. Buhari, Bedül-vahy 1. Müslim, İmâret, 155.
5. Buharî, Megâzî, 81. Cihâd, 35. Ayrıca bk. Ebû Davûd, Cihâd 19. İbni Mâce, Cihad, 6.
6. Mâûn, 4-6.
7. Bakara, 264.
8. Müslim, Birr, 33.
|
|
AMELLERDE İYİ NİYET VE İHLAS
Muhterem Müslümanlar!
İbadet, yaratılışın gayesi, Yüce Allah'a saygı ve bağlılığın açık bir göstergesidir. İbadetlerin makbul olması, usulüne uygun olarak, sırf Allah'ın rızası gözetilerek yapılmasına bağlıdır. "Temizlenmek için malını hayra veren Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan kimse o ateşten uzak tutulacaktır. O hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (yaptığı iyiliği) ancak yüce rabbinin rızasını istediği için (yapar). Elbette kendisi de hoşnut olacaktır"(1) ayetleriyle, sadece Allah'ın rızası gözetilerek yapılan amellerin kabul edileceğine dikkat çekilmiştir. Hz. Peygamber de "şüphesiz Allah, kendi rızası gözetilerek yapılan amellerden başkasını kabul etmez"(2) sözleriyle, dünyevî çıkar ve beklentilerin kuşattığı amellerin kabul edilmeyeceğini vurgulamışlardır. Kur'ân-ı Kerimde, Peygamberlerin tebliğ görevlerini derin bir ihlâs ve samimiyet içerisinde yerine getirdikleri ve insanlardan hiçbir karşılık beklemedikleri, ümmetlerine söyledikleri şu ortak sözlerle dile getirilmektedir: "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'tır."(3)
Aziz Mü'minler!
Niyet, söz ve fiilleri ibadete çevirir, ihlâs bulunmayan şeklî bir ibadet ise kişiye bir şey kazandırmaz, işte bu yüzden, İslâm dini, niyete büyük önem vermiş, sevgili Peygamberimiz de amellerin gerçek değerinin niyete bağlı olduğunu bildirmişlerdir.(4)
Peygamber Efendimiz Tebük savaşı dönüşünde şöyle buyurmuştur: Medine'de bizimle birlikte savaşa katılamayan öyle kişiler vardır ki, onlar bizimle birlikte savaşıyormuş gibi sevap kazandılar. Çünkü onları birtakım mazeretleri alıkoymuştur.(5) Öte yandan, ihlâstan yoksun olarak ibadet edenler: Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.(6) ifadeleriyle ağır bir dille uyarılmışlardır
| |